geri geldi
Uzun süredir yazmadığım blog yazılarıma iş değişikliğimden bahsetmekle başlamak isterim; evet artık bir arnobrasco çalışanıyım. Keyifli bir ortam, güzel insanlar eğleniyoruz. Buna dair en büyük kanıtlardan bazıları da aşağıda. İzleyin: Epic Fail: Epic Fail 2: Epic Fail 3: Bu tarz virallerle eğlenmekteyiz bugünlerde ajansta… Ajans günlükleri diye bir yazı dizisine mi başlasam acaba? Eğlenceli olur hani… Aslında şöyle problemli bir durum var: Buraya yazı yazabiliyor olmam boş zamanım olduğunun bir göstergesi ki bu bazen tehlikeli bir durum haline gelebiliyor. Bu yüzden sanırım bir yazı dizisine girişebilmem... Read The Rest →
Evet Tanrı Parçacığı var…
Peki ya sonra? Ne oldu hangimizin hayatında neler değişti Bakalım… Diğer boyutlara geçebilecek miyiz? Evil Twin’imi görmek istiyorum aslında. NTV Bilim Dergisi’nin eski yayın yönetmeni Raşit Gürtekin demiş ki: Standart Model teorisi, evrenin ve içindekilerin tüm yapısını oluşturan parçacıkları açıklar. Bu model şimdiye kadar başarılı oldu. Öngörüler parçacık hızlandırıcılarla yapılan deneylerle kanıtlandı. Neden bazısının kütlesi çok, bazısı az oluyor; bunları açıklayamıyorduk. Bunları Prof. Peter Higgs kuvvet taşıyıcı (bozon) ile açıkladı. Higgs parçacığının bulunması ile büyük fizik makineleri, mevcut parçacık hızlandırıcılar başka şeylere odaklanabilecektir. Şu ana dek CERN bütün beyin... Read The Rest →
Ethiopiques
Müthiş bir compilation serisi… Bilenler bilmeyenlere aktarsın mantığından yola çıkarak paylaşmak istedim. Nasıl edineceğiniz konusunda pek fikir sahibi değilim. Çünkü buralarda bulmanıza pek imkan yok açıkçası. Ama imkan olur da bulabilirseniz mutlaka alın! Etiyopya’ya ait etnik caz müziklerinden oluşan compilation 22 albüme sahip. Yani acayip geniş bir arşiv. Dinle dinle bitmiyor denilecek cinsten. Ama gelin görün ki bir kere başladınız mı tek solukta en az 2 albüm dinleyebiliyorsunuz. Aşağıya vikipedi’den edindiğim diskografiyi ekliyorum. (1998) Ethiopiques Volume 1: The Golden Years of Modern Ethiopian Music, various artists (1998) Ethiopiques Volume 2:... Read The Rest →
Bloc Party’den Four
Bugün olan onca şeyden sonra aldığım güzel haberlerden biri de bu oldu. O kadar sevindim ki Yahu böyle insanlar sürekli birşeyler üretsin. Hatta zorlasınlar bunları Müthiş müziklerinden uzak kalmak beni çok üzüyor şahsen… Neyse albümün adı Four… İşte dördüncü stüdyo albümü falan ya hani… Biraz kolaylık olmuş ama 20 ağustos’ta çıkarmayı planlıyorlarmış. Şarkı listesi de şöyle olacakmış: 1. “So He Begins to Lie” 2. “3×3″ 3. “Octopus” 4. “Real Talk” 5. “Kettling” 6. “Day Four” 7. “Coliseum” 8. “V.A.L.I.S.” 9. “Team A” 10. “Truth” 11. “The Healing” 12. “We’re Not... Read The Rest →
Very Important Person
Bugün bu hayat için ne kadar önemli bir insan olduğumu öğrendim… Meğer o kadar değerli bir kişilikmişim ki; kimse benden ayrılamıyor… “2 ateş arasında kalmak” falan diye bişey varya öyle bir durumdayım şu an. Veya “yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal” gibi… Diyorum ki kendime bu değer neden bu kadar geç anlaşıldı, bundan 2 ay öncesine kadar kimsenin zikinde olmayan adam birden “dünya yok olurken kurtarılıp uzaya yollanacak koloni” nin içine girdi adeta… Ama bu sırada boku yemiş durumdayım tabi saykolocikıl olarak ama bu da bu önemseyenlerin zikinde değil... Read The Rest →
Geri Döndüm Beyler!
Abi uzun zamandır yazı yazmadığımı fark ettim. Sonra döndüm ve dedim ki kendime manyak mısın olm sen niye bi halt yazmıyosun ki? Yoğunluktan oldu sanırım. 2 Hours Before Neptune’u de bu aralar boşlamıştım. O’na da bugün başladım açıkçası. Güzel birkaç röportaj planı ve yeni hikayeler geliyor orada da… Bu aralar hayatımla ilgili de bi takım değişiklikler olacak, onları da zamanı gelince paylaşırım düşüncesindeyim. 2 hafta içinde farklı bir durumda olacağım. Bu yazıya katlananlara ödül olarak bir de şarkı armağan edeyim öyleyse; Samanyolu’nda ve Alpha Centauri’de barış diliyorum!... Read The Rest →
Frusciante Kafası :)
ana sayfaya eklediğim şu resimdeki gibi hissettim kendimi bu aralar… Resmin orijinalinde Frusciante abimiz sadece Jesus kafasındaydı, ben onu biraz daha baş döndürücü bir hale getirdim. Tasarım ve fotoğraf dünyasında varlığımı yeninden hissettirip bu uykudan uyanabilmek adına yepyeni projelerle geldim huzurlarınıza … İlk güzel haber LoungeFM’in yeni web sitesini yapmaya başlıyorum! Hey!!! Süper… Çok yakında sizlere “Welcome to the wonderful world of Lounge96″ diyeceğim… Dün itibariyle çalışmalara başladım bu proje için zorlu bir yol olacak ama paylaşırım buradan da son durumları falan. Klasik lounge kafasından çıkmadan retrospektif etkiler yaratıp ortama... Read The Rest →
Başlığı Girin Yazıyordu Burada… Bilemedim Ne Yazsam?
Son iki gündür herşeyi bırakıp işlerime konsantre olmuştum. Portfolyomdaki açıkları kapamak amaçlı… Yaratıcılık, konsantrasyon had safhadaydı. Dün ve bugünkü bu berbat hava bütün konsantrasyonumun içine etti adeta… Sevmiyorum abi böyle havaları. Spring break adamıyım ben. Veya Jamaika’da falan yaşasam… Ağır ağır yürüsem sokaklarda, sonra uzansam hamağıma mesela. Çok güzel olurdu ya. Bari biraz Sublime dinliyim … “Cuz in my mind music from Jamaica, all the love that i found” … Çok güzel şarkı, beni ifade eden yegane şarkılardan biri hatta. Sublime – Garden Groove. Yazının sonunda atıcam zaten videosunu. Bugünlerde... Read The Rest →
Nine Inch Stupidness
Bu aralar bi bastılar… “Isolation” dan dolayı belki de. Önce isolation dinliyorum sonra Rosetta Stone, sonrasında The Wretched. Haaa bir de Karmacoma. “I am a bad person.” Bugün özellikle çok zorlandım. Günün geçmesi için o kadar dua ettim ki… Saykedelik kafa bazen güzel oluyor aslında. O sayede güzel çalışmalar yaptım. Onları da paylaşırım burada. Ama henüz tamamlanmadılar. Tüm isolated insanlara gelsin. Aslında isolation benim için mental bir şey değil. Fiziksel olarak yaşadığım bi kafa bu aralar (değil uzun zamandır.) Bilenler bilir fazla açıklamaya gerek yok. Karmacoma dinleyin lan! Kapak... Read The Rest →
nike #makeitcount
Casey Neistat bir film yapımcısı. Geçenlerde Nike bu adamı kendilerine bir film yapması için işe almış… Ürün Nike + Fuel Band . Casey filmi yapmak yerine yanına bir arkadaşını alıp 10 günlük bir dünya turuna çıkmış hemi de Nike’ın verdiği bütçeyle… Eğlenceli değil mi? Hayatımda böyle şeyler olsun istiyorum doğrusu. Aslında ortaya çıkan sonuç keyifli. İzleyin bakalım:
